ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Sağanak Yağışlı

Tarık Akan başından geçenleri bana şöyle anlatmıştı:


Yediğim yumruklarla sırtüstü düştüm. Fena halde hırpaladı beni. Ardından da kırk üç kişinin kaldığı dokuz metrekarelik başka bir hücreye kapatıldım. Her gece hücreden birini alıp işkenceye götürüyorlardı. Sabahlara kadar işkenceye götürülenlerin çığlıklarını duyuyorduk. Orada kaldığım hücrelerde bit ve pireyle tanıştım. Bir gün üzerimde kırk üç bit kırdığımı çok iyi hatırlıyorum. Oraya getirildiğimin sanırım yirminci günü sorguya götürüldüm. Sorgu ‘Niye Yol filmini yaptın’, ‘Niye Sürü filmini yaptın’, ‘Yılmaz Güney’le ilişkin neydi’ sorularıyla başladı. Bazı isimler sıralayıp bunları tanıyıp tanımadığımı soruyorlardı. Arada bir ‘Bak Tarık, doğruyu söyle, yoksa ezeriz seni’ deyip girişiyor lardı. Orada iki gün daha kaldıktan sonra beni Selimiye Kışlası’na götürdüler. Oradaki askerler de çırılçıplak soyup ellerindeki coplarla bir hoşgeldin dayağı çektiler. Sonra da beni bir hücreye attılar. Hücreye girince bir de baktım ki karşımda Ruhi Su’nun oğlu. İşte o hücrede, bir gece uyandığımda, üzerimden koşarak bir şey kaçtı. Baktım kediden iri fare. Tuvalete kaçtı ama deliğinden içeri giremiyor; o kadar iri. Gözaltında kaldığım süre içinde başkalarına yapılanların yanında bana yapılanlar hafif kalır. Bir de idam olayı yaşadık orada. Kaldığım hücrenin yanında kalan Dev-Yolcu bir çocuk vardı. İdam edilecekti. Sabaha karşı dört sıralarında onun götürülüşünü gördük. Slogan ata ata gitti darağacına. ”
Tarık Akan’ı Siyasi Şube arkadaşı anlattı
12 Eylül döneminde Tarık Akan’la Gayrettepe Siyasi Şube’de gözaltına alınan Azize Karabıyık, usta oyuncuya yapılanları anlattı. Karabıyık, Akan için “Her türlü hakarete rağmen onurlu duruşunu bozmadı” diye konuştu.

DUVAR – Dün hayata veda eden usta oyuncu Tarık Akan, 12 Eylül cuntası döneminde zulme uğrayan sanatçılardan biriydi.

Aynı dönemde Gayrettepe Siyasi Şube’de gözaltına alınarak işkence gören Azize Karabıyık ise Tarık Akan’a yapılanlara tanıklık eden onlarca kişiden biriydi. Aynı zamanda eski KESK haber Sen İstanbul yöneticilerinden olan Karabıyık, Akan ile anılarını anlatırken, Tarık Akan’ın siyasi kimliği hakkında açıklama yapmanın kendisine düşmediğini ancak bir sanatçı olarak gördüğü muameleyi kabul etmenin mümkün olmadığını ifade ederek, binlerce sanatçı ve aydın gibi onun da 12 Eylül Cuntasının saldırına uğradığını ifade etti.
Esasta başta devrimci ve sosyalistler olmak üzere muhaliflere büyük işkenceler yapıldığına dikkat çeken Karabıyık, Akan’ın da bir sanatçı olarak baskı gördüğünü söyledi. Karabıyık, “Şube’de sürekli aşağılayıp sırık diye hitap ediyorlardı. Akan onurlu duruşunu bozmadı ve bize de moral vermeye çalışıyordu. Anne Kafamda Bit Var isimli kitabında bahsettiği, gencecik dediği kızlardan biriydim”dedi.

Reha Muhtar’dan olay Tarık Akan yazısı: Emel Sayın yüzünden işkence gördü!
Reha Muhtar, Tarık Akan’ın 12 Eylül’de işkence görmesini o dönem yaşadığı aşka bağladı.
Tarık Akan’ın 1970’li yılların başında Emel Sayın’la 4 yıllık bir birliktelik yaşadığını ifade eden Reha Muhtar, “12 Eylül öncesi Tarık Akan; solcu devrimci bir sanatçı olarak bilinmiyor” diye yazdı ve yazısını şöyle bitirdi:

“Tarık Akan; ilk zamanlar “çok başka dünyaların popüler figürü, Hababam Sınıfı’nın starı olduğu halde, işkencelerden ve en ağır mahkeme süreçlerinden geçiriliyor…” Emel Sayın’la yaşadığı hayatının ilk büyük aşkının ve Emel Sayın’ın yıllar sonra 12 Eylül’ün muktedir bir komutanıyla yaşadığı söylenen ilişkisinin; “Tarık Akan’a yönelik özel garezde bir etkisi var mı acaba?.. Kim bilebilir?..”

İşte o yazının bir kısmı:

Birkaç gün önce sonsuzluğa uğurlanan Tarık Akan’ın Emel Sayın’la yaşadığı “dört yıllık büyük aşk” gazetelerin sayfalarını süslüyor…

***
O günlerin tanığı olan birçok kişiye göre, zamanında birçok ilişkisi olan Tarık Akan’ın Emel Sayın’a duyduğu aşk; “hayatının gerçek anlamda ilk aşkı” oluyor…
***
Emel Sayın; Tarık Akan’ın vefatının ardından; onunla fotoğraflarını koyup;
-“Elveda sevgili… Tarık…” demekten çekinmiyor…
Tarık Akan-Emel Sayın aşkı, yıllar yılı özellikle gizli tutuluyor, üzerindeki örtü kapatılmaya çalışılıyor…
***
Gazeteci; “Tarık Akan’ın yaşadığı Emel Sayın aşkının ağır bedelini 12 Eylül günlerinde üzerindeki özel garez nedeniyle fazlasıyla ödediğini düşünüyor…” Böyle düşünmesine neden olan olaylar, ilginç bir senaryoyla birbirlerine bağlanıyorlar…

TARIK AKAN-EMEL SAYIN AŞKI YILLARI…

“Feryat” filmi 1972 yılında çekilen bir Tarık Akan-Emel Sayın filmi olarak ortaya çıkıyor…
1973 yılında ise ikili Yalancı-Yarim filminde birlikte oynuyorlar…
***
İkilinin üçüncü filmleri Mavi Boncuk 1975 yılında çekiliyor ve Türk sinemasında unutulmaz bir iz bırakıyor…
***
Tarık Akan-Emel Sayın aşkı; Sayın’ın eşinden ayrıldığı 1973 yıllarında başlıyor…
Dört yıl sürüyor…
Bu aşkı her iki sanatçı üzerinden 40 yıl geçtikten sonra bile “güzel ve değerli bir şekilde anıyorlar…”

TARIK AKAN’IN ÜÇ DÖNEMİ…
Aşk, 1977-78’lere gelindiğinde bitiyor…
Tarık Akan Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi filmi olan Hababam Sınıfı’ndaki Damat Ferit rolüyle, milyonlarca izleyicinin hafızasına kazınıyor…
***
Hababam Sınıfı’nın Damat Ferit’i Türk sinema seyircisi üzerinde öyle bir etki bırakıyor ki, yılların jönü Tarık Akan, filmlerde başrolünü paylaştığı Emel Sayın gibi sanatçılarla değil, Hababam Sınıfı’yla anılmaya başlıyor…
***
Tarık Akan’ın sinema hayatında üç bölümden söz edebiliriz…
Yeşilçam’ın ünlü aktristlerinin karşısına sinemanın jönü olarak çıktığı kendisini kabul ettirdiği yıllar, birinci dönemine tekabül ediyor…
***
1975 yılındaki Hababam Sınıfı; aktörün ikinci döneminin unutulmaz filmi ve milyonlar üzerindeki en derin iz bırakan eseri olarak görülüyor…
***
Tarık Akan’ın üçüncü dönemi ise, Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz’le oynadığı Sürü filmiyle başlıyor, 1982’de Yılmaz Güney’in Yol filmindeki rolüyle “peek” yapıyor…
TARIK AKAN’IN 12 EYLÜL İŞKENCELERİNE GİRMESİNİN KODLARI…
Gazeteci’nin; Tarık Akan’a yönelik en gaddar 12 Eylül işkenceleriyle ilgili, aklından bir türlü çıkmayan soru yıllar geçse de güncelliğini koruyor…
***
-“Neden Tarık Akan özellikle hedefe konuyor 12 Eylül günlerinde?.. Ne bunun görünmeyen nedeni?..”
***
1980’li yılları öncesi, “Türk Solu’nda anılan sanatçıların hayatlarını bilen Gazeteci” için, “Tarık Akan’ın 12 rejiminde en büyük hedeflerden biri haline gelmesi”nde bir bit yeniği var…
***
12 Eylül öncesi Tarık Akan; solcu devrimci bir sanatçı olarak bilinmiyor…
Hababam Sınıfı’nın muhteşem Damat Ferit’i, Türk sinemasının jönü, ve Maden ile Sürü filmlerinin de başrol oyuncusu olarak “sol tandanslı biri olarak” biliniyor…
***
Bu özellikleri, o günlerde Tarık Akan’dan “bir sosyalist sanatçı figürü” çıkartmak için yeterli değil… Tarık Akan; 12 Eylül öncesinin; sosyalist sanatçılar kategorisinde; bir Yılmaz Güney; bir Ruhi Su, bir Timur Selçuk, bir Yaşar Kemal, bir Zülfü Livaneli, bir Erkan Yücel, bir Rahmi Saltuk, bir Şanar Yurdatapan değil…
Bu sanatçılar “sosyalist kimlikleriyle” çok ön plana çıkan sanatçılar…
***
Öyleyse 12 Eylül askeri rejimi “Türk sinemasının en popüler, en yakışıklı, en jön, en muhteşem filminin Damat Ferit”ini neden hedefe koyuyor ve 12 yıl hapisle yargılıyor…
***
İki buçuk ay hücrede yatırıyor…
Hayatı zindan ediyor ona?.. Anasından emdiği sütü burnundan getiriyor…

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.