ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Vaktiyle köy ağası




Koyunlar nerede, bir şey mi oldu?” Çoban gayet sakin cevap verir:
-“Ah! Efendim, der. Yağmur yağdı gök çatladı. 72’sinin ödü patladı. Önden gitti baş toklu. Arkasında 5 toklu.. 10’unu verdim kasaba. 10’unu katma hesaba. Kurt kaptı birisini. Getirdim birisinin derisini.”
Köy ağası çılgına döner, önündeki yoğurt kabını çobanın suratına yapıştırır. Çobanın suratı bembeyaz yoğurtla görünmez olunca pişkin pişkin cevabı verir:
Hesabı düzgün verenin yüzü böyle ak olur” der
İbretlik Bir Hikaye; “Çobanın Bedduası”
İşçinin veya garibanın hakkını yiyenin, ne huzuru olur ne de cenazesinde rezillik eksik olur.
Fakirin oğlu Çoban Hüseyin baba evinden çıkar, çocukluğunu gurbet ellerde çobanlık yaparak tüketir. Hayat şartlarına öyle alışır ki kendisine yapılan zalimliği sineye çekerken sabrın sonuna erişir. Onun hakkını yiyenler ettiği bedduadan nasiplenirler birebir.
Allah’ın adaleti ya yerden vurur inletir ya gökten vurur dinletirmiş. Çoban Hüseyin, hakkının yendiği yerden ayrılırken ellerini kaldırır yalvarır yaradanına…
Allah’ım, kim yediyse türlü türlü hakkımı, gün yüzü görmesin sevdiği, eziyetle versin gözünden sakındıkları canını. Izdırapları bitmesin, benim üstümdeki eskilerden daha yenisi olmasın üstlerinde. Küflü ekmekten ötesi olmasın aşlarında.”Çoban Hüseyin hane sahiplerine öylece beddua eder. Tutar da bedduası mahvolur tüm aile. Çobandan helallik almaya yüzleri kalmadığı gibi dermanları da kalmaz. Belaların biri gider biri gelir. Hak yiyen hane sahibi baba, traktörüyle tarlaya giderken pişkin pişkin, traktöre çantayla astığı karpuz düşer astığı yerden vurur gaz pedalına. Sürükler atar onu hendeğin kenarına. Ezilmedik yeri kalmaz. Olanların devamını şu şiir anlatır…

Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

error: Content is protected !!